0264 502 36 36
bilgi@dogansen.av.tr

FATURALARIN TİCARİ DEFTERDE KAYITLI OLMASI27.5.2024

 

T.C. YARGITAY 11. Hukuk Dairesi  2021/5913 E.  ,  2023/403 K.

 
"İçtihat Metni"

 
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi


Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalıdan cari hesap bakiyesi alacağını tahsil edemediğini, alacağın tahsili için icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu iddia ile itirazın iptaline, takibin devamına ve %20´den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında uzun süredir devam eden ticari ilişkinin cari hesap şeklinde yürütüldüğü ve davacının müvekkiline yapmış olduğu et satışına ilişkin fatura bedellerinin ay sonlarında toplu bir şekilde nakit olarak veya 60 gün sonrasına keşide edilecek çekler ile ödenmesi konusunda sözlü anlaşma bulunmasına rağmen davacının bu anlaşmayı tek taraflı olarak değiştirerek fatura bedellerini fatura tarihi ile aynı gün peşin olarak talep ettiğini, davacının takipteki miktar kadar alacaklı olmadığı gibi takipten önce 18.07.2017 tarihinde 6.000,00 TL ve takipten sonra 21.07.2017 tarihinde yasal ödeme süresinde 2.000,00 TL olmak üzere toplam 8.000,00 TL´lik ödemenin nazara alınmadığını belirterek davanın reddi ile alacağın %20´si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda davalının, davacı şirketle arasındaki mal alımlarına veya faturalara bir itirazının bulunmadığı, davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, takip tarihi itibarıyla davacının 136.900,38 TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece borcun muaccel olmadığı yönündeki itirazların dikkate alınmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkide ödemelerin ay sonunda nakit olarak veya 60 gün vadeli çeklerle yapılacağı konusunda sözlü anlaşmanın davacı tarafından ihlal edilerek ödemelerin fatura tarihleri ile aynı gün olacak şekilde peşin olarak istendiğini, çekle ödemelerin kabul edilmediğini, ticari defterler üzerinde inceleme yapılırken taraflar arasındaki ödemelerin ne şekilde yapıldığı hususunun araştırılmadığını, bu konuda tanık dinletme talebi bulunmasına rağmen mahkemece tanıkların dinlenmediği ve tanık dinletme talebi ile ilgili hiç bir karar verilmediğini, davacıya verilmek istenen 35.000,00 TL bedelli çekin kabul edilmediği ve teslim alınmadığını, alacaklı olan davacının temerrüde düştüğünü, bu konuda bilirkişi raporunda bir tespit bulunmadığı gibi mahkeme tarafından da incelenmediğini, vergi dairesinden celbine karar verilen BA/BS formları gelmeden rapora itirazlar değerlendirilmeden ve tanıklar dinlenmeden karar verildiğini, takip tarihinden sonra 21.07.2017 tarihinde yapılan 2.000,00 TL´lik ödeme konusunda da bir karar verilmediğini bu nedenle davacı yararına hükmedilen icra inkar tazminatı miktarının da hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazın iptali davalarında takip ile dava tarihi arasında ödeme varsa bu ödemenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu´nun 100 üncü maddesi gereğince öncelikle faizden tenzil edilerek alacak miktarının belirlenmesi gerekirken davalının takip ile dava tarihi arasında 21.07.2017 tarihli 2.000,00 TL tutarındaki ödemesinin tenzil edilmemesinin doğru görülmediği, ödeme tarihinde davacı alacağının (136.900,38 TL+111.23 TL) 137.011,61 TL olarak belirlendiği ve davalı tarafından yapılan 2.000,00 TL ödemenin tenzili ile ödeme tarihi olan 21.07.2017 tarihinde davacı alacağının 135.011,61 TL olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne 135.011,61 TL asıl alacak yönünden itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden 21.07.2017 tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile devamına, likit ve belirlenebilir olan alacağın %20´si oranında 27.192,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından davalı hakkında cari hesaba dayalı olarak yapılan takibe konu miktarda borcu olup olmadığı noktasındadır.


2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.


İlginizi Çekebilecek Diğer Makaleler

  • Kıdem Tazminatı Alma Şartları
    Günümüzde Kıdem Tazminatı ile ilgili çalışma hayatımızda halen kullanılan yasal düzenleme 4857 sayılı yasadaki maddedir. Bu maddeye göre bir işçinin kıdem tazminatı
  • KAMULAŞTIRMASIZ EL ATILAN TAŞINMAZ BEDELİNİN TAHSİLİ DAVASI
    Keşif tarihi itibari ile dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte taşınmazın 1996 ve 2015 tarihli 1/1000 yürürlükte bulunan uygulama ölçekli imar planında lise alanı olarak ayrıldığı ve imar uygulamasına al?
  • Fazla Çalışmanın İspatı Nasıl Yapılır?
    İş Kanunumuzda fazla çalışma haftalık 45 saati aşan çalışmalar şeklinde tanımlanmıştır. Aksi belirlenmişse bu süre, işyerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır.